Garip Bir Düzen
İnsanlığın giderek tuhaf bir düzene alıştığını görüyorum. Manasını yitirmiş devlet, manasını yitirmiş bir parça altın kimseye fayda sağlamaz, biliyorsunuz. Galiba sona doğru yaklaşıyoruz. Katı olan her şey buharlaşıyor. Sıkı sıkı tutunduğumuz her şey elimizde kalmaya başladı galiba. Buraya erişebilmek için niye bu kadar hayatın son bulduğunu hala anlamıyorum.
Toplumlar kendi eliyle seçtikleri insanların yaptıklarını protesto ediyorlar. Bu anlaşılamayacak bir şey değil mi? Bir şeylerin kokusu geliyor burnuma, bir türlü tarif edemiyorum ne olduğunu, çünkü bunu sürekli dillendirmiş insanlar. Bunun geleceği günü biliyorum. O gün her şey alt üst olacak biliyorum, ama ardından herkes bu oyunun bitmiş olduğunun da farkında olacak. Ne güzel değil mi?
Önceden krallar ya da padişahlar vardı, şimdiyse kendi ellerimizle seçtiğimiz krallar var. Sırf birkaç kişinin isteklerini yerine getirdikleri için bize tek seçenekmiş gibi sunulan, bizim de evet bizim kurtarıcımız budur bunu seçelim dediğimiz, beyni sadece iki kilo et yığını olan gurebayı tepemize bindiriyoruz, ardından da onları eleştirip eylemlerini protesto ediyoruz. Oyunun kuralları şimdilik bunlar, ama kimse oyun oynamak istemezse ne olacak merak ediyorum.
Sanırım artık oyun oynamak istemeyen bir nesil yetişti. İşte o nesil geleceği yeniden yaratacak, ya da her şeyi yerli bir edecek. Hiçkimse bir daha huzurlu olamayacak, bir daha başka bir kimseyi sevmeyecek ama tiyatro sahnesi yerle yeksan olduğu için çektiği acıyı daha manalı bulacak.
Toplumlar kendi eliyle seçtikleri insanların yaptıklarını protesto ediyorlar. Bu anlaşılamayacak bir şey değil mi? Bir şeylerin kokusu geliyor burnuma, bir türlü tarif edemiyorum ne olduğunu, çünkü bunu sürekli dillendirmiş insanlar. Bunun geleceği günü biliyorum. O gün her şey alt üst olacak biliyorum, ama ardından herkes bu oyunun bitmiş olduğunun da farkında olacak. Ne güzel değil mi?
Önceden krallar ya da padişahlar vardı, şimdiyse kendi ellerimizle seçtiğimiz krallar var. Sırf birkaç kişinin isteklerini yerine getirdikleri için bize tek seçenekmiş gibi sunulan, bizim de evet bizim kurtarıcımız budur bunu seçelim dediğimiz, beyni sadece iki kilo et yığını olan gurebayı tepemize bindiriyoruz, ardından da onları eleştirip eylemlerini protesto ediyoruz. Oyunun kuralları şimdilik bunlar, ama kimse oyun oynamak istemezse ne olacak merak ediyorum.
Sanırım artık oyun oynamak istemeyen bir nesil yetişti. İşte o nesil geleceği yeniden yaratacak, ya da her şeyi yerli bir edecek. Hiçkimse bir daha huzurlu olamayacak, bir daha başka bir kimseyi sevmeyecek ama tiyatro sahnesi yerle yeksan olduğu için çektiği acıyı daha manalı bulacak.
Yorumlar