Harun Rızatepe'den Alain Turing
Rahmetli hocam saygıdeğer Harun Rızatepe'nin kaleminden Alan Turing:
"Bilgisayarın ilk örneğinin XVIII. yüzyıl ortalarında Charles Babbage tarafından yapılan devasa bir makine olduğu kabul edilir, daha altmışlı yıllarda kullanılagelen mekanik hesap makineleri bunun modern biçimleri olsa gerek. Uygun biçimde iç içe geçme dişlilerden oluşan bu kulplu makinelerin hesap cetvellerinin gelişmiş biçimleri olmaları akla yakındır. Şu veya bu türlü hesap cetvellerinin ise 3000 yıl kadar önce Fenikeli denizciler tarafından kullanıldığına inanılıyor. Bu hat bilgisayarı üç bin yıl öncesine bağlar, ama çağdaş bilgisayarın Turing tarafından geliştirilen tek bellekli makine -unit register machine- ile ortak yanı, evrensel işlemci olma özelliği taşıması, onu bütün bu özel görevli makinelerden belirgin biçimde ayırır. Hayli gelişken cetveller yakın akraba birkaç çeşit hesaplama yapmada kullanılabilirler; tabii yapılarını değiştirmek söz konusu değildir. Dişli makineler, dişlilerini değiştirmek koşuluyla, daha genişçe bir iş türlülüğüyle baş edebilirler. Bunların her ikisi de fiziki gereçler olmak zorundadırlar: ancak yapı benzerlikleri bakımından birinin yaptığını ötekinin de yapması mümkündür.
Turing'in geliştirdiği tek bellekli makineler ise, ticari uygulamaları sayılabilen bilgisayarlar gibi , evrensel işlem gereçleridir: birinin yaptığını her biri yapabilir: 'algoritmik' denen bu tür işlerin, işlemlerin, hepsini yapabilmekle ayrılır bunlar mekanik gereçlerden. Çağdaş bilgisayarlarda ne durumda ne yapılacağını belirleyen yönergeler dizgesine 'program' deniyor, önce program yükleniyor elektronik gerece, sonra işleyeceği veriler. Gereçlerin, birbirlerinden farklı olabilen, elektro-mekanik altyapılarına 'donanım' deniyor, programlara ise 'yazınım'. Her gereç aynı programı kendi uygulayabileceği işlemler sırasına dönüştürebildiğinden her bilgisayar evrensel işlemci olma özelliğini taşıyor. Böyle olmayan, özel amaçlı, gereçlere ise dönümlü işlemci -feedback processor- deniyor. Program her ayrı uygulamada verilecek veri dizilerine ne yapılacağını belirliyor, işlemesi sırasında gereç her birim veriye, sırasıyla, programda belirlenen değişmeleri uygulayıp kullanıcıya işlenmiş sonucu sunuyor. İlkece, her bilgisayar her programı yükleyebilir, aynı bir girdi -input- için aynı çıktıyı -output- sunar - 'İlkece' sözünü epey ciddiye almak gerekiyor-.
Özgün Turing makineleri ise çağdaş bilgisayarların yapısal giriftliğinin, karmaşıklığının tam tersine tasarlanabileceğin dış sınırlarında basit şeylerdir: iki bileşininden biri şerit, öbürü okuma-yazma kafasıdır: her bir işlem adımında şeridin uygun karesi kafanın altına getirilir, -çok ufacık, çoğu zaman sekiz bitlik- bellekteki bilgiye göre şeridin o karesindeki beş - on simgeden biri ve belleğin içeriği değiştirilir (veya değiştirilme, o da tanımlı bir işlemdir) ve böür kareye geçilir. Burada program ve veriler birlikte, iç içe, yer alırlar şeridin üzerinde. Bir de kafanın başta ne durumda olduğu etkiler yapılacak işlemi. Şeridin "yazılması" en hassas, zor iş oluyor bu durumda, ama Turing ve yardımcıları böyle makineler kullanarak Alman Şifre Servisi'nin şifrelerini birkaç günde çözebilmişlerdir, II. Dünya Savaşı sırasında. [Yaşamış en büyük dehalardan biri olduğu tartışılmayan Alan Turing 1952 yılında, resmi görevleri, onur payeleri, anüsüyle ilgili kişisel tercihlerinden dolayı, elinden alınıp adeta kapı önüne konduktan sonra birkaç yıl sonra, uyku ilacıyla intihar etmiştir. Gençe yaşında (42) intihar etmesi engin dehasının belirtisi sayılsa da görünür sebebi ibret vericidi: saygı başına değil götüne yönelikmiş adamın! Bunu yapanlar ne Türk, ne Kürt, Âlî Majestelerinin kamu görevlileri.]
Bir bit '0' ve '1' diye gösterilen, algoritma uygulayan elektronik gereçlerde bir rölenin açık mı kapalı mı olduğunu belirten, ikili değişme birimi. Sekiz bitlik bir dizide 2 üzeri 8 yani 256 farklı tabanlı -binary- salı gösterilebiliyor. Boole'un yaklaşık bir yüzyıl önce doğru ve yanlışı belirtmek için kullandığı 0 ve 1 sayıları, mantıkta bu işlevlerini sürdürmelerinin yanı sıra, bilgisayar donanımıyla ilgili olarak da işlev kazanmış oluyor. Sekiz bitlik birime 'byte' deniyor, bir milyar byte bir gigabyte, hakîrin bilgisayarının ana belleği kırk gigabytelık. Günümüz bilgisayarlarındaki büyüklükler hakkında kaba bir fikir verir diye yazılıyor."
Harun Rızatepe, Anglo-Sakson Felsefede Bilgi Görüşleri, Etik Yayınları, 2004, İstanbul, ss. 140-142.
Yorumlar